Geçtiğimiz gün İtalya’dan gelen 170 kişilik Katolik din insanı kafilesi, İncil’de adı geçen 7 kiliseden biri olan Laodikeia Antik Kenti’ni ve Pamukkale Hierapolis Antik Kenti’ni ziyaret etti. Hac yolculuklarının en özel duraklarından biri olan bu topraklar, yalnızca manevi duygularla değil, tarihin derinliklerinden gelen bir mirasla da besleniyor.
Aziz Philip’in İzinde
Kafile ilk olarak, erken dönem Hristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan Aziz Philip’in mezarını ve ona adanmış Martyrion kilisesini ziyaret etti. İnancın ve sadakatin sembolü olarak görülen bu alan, hacılar için bir yolculuk değil, bir keşif niteliğinde. Hac yolu olarak bilinen merdivenleri tırmanıp köprüden geçerek Aziz Philip’in mezarına ulaşan İtalyan ziyaretçiler, burada dualar ederek ruhani yolculuklarını tamamladı.
İtalyan kafile üyelerinden Lucca Fioratti, duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Burada olmak çok heyecan verici ve çok güzel. 170 kişiyiz, gelmemizin amacı hac farizesi sırasında köklerimizi keşfetmek. İlk Hristiyan topluluklarının yaşadığı yerleri görmek bizim için çok anlamlı. Aziz Philip’in yolunu takip ediyoruz. Buradan Laodikeia’ya gideceğiz ve gezimizi Efes’te tamamlayacağız. Burada olduğumuz için çok mutluyuz.”
Tarihin ve Sanatın Büyüsü
Bu kutsal gezi, aynı zamanda tarihle iç içe bir keşfe dönüştü. Laodikeia Antik Kenti’ndeki Kutsal Haç Kilisesi’ni ziyaret eden kafile, geçmişin ruhunu hissetti. Burada ibadetlerini yerine getirirken, tarihin derinliklerinden gelen bir sessizliğin içinde duygu dolu anlar yaşandı.
Ancak gezi yalnızca dini duraklarla sınırlı kalmadı. Hierapolis Antik Kenti’nin en görkemli yapılarından biri olan tiyatro, kafile üyelerini kendine hayran bıraktı. Antonio Lumare, Antik Tiyatro karşısında şaşkınlığını gizleyemedi: “İtalya’da bile böyle bütün halde bir tiyatro bulmak çok zor. Beni çok şaşırttı ve çok mutlu etti.” dedi.
Denizli’nin inanç turizmi açısından ne kadar önemli bir yer olduğunu bir kez daha gördük. Pamukkale’nin travertenleriyle ünlü olmasının yanı sıra, bu toprakların geçmişten bugüne taşıdığı ruhani izler de çok kıymetli.
Tarih, inanç ve sanatın buluştuğu bu topraklar, her adımda geçmişin yankılarını bugüne taşıyor. Kimi için bir hac yolculuğu, kimi içinse insanlık tarihine bir yolculuk… Ancak ortak nokta şu ki, bu topraklara gelen herkes, burada bir şeyleri yeniden keşfediyor. Belki inancını, belki tarihin büyüsünü, belki de sadece kendini..